top of page

Terapide Sessizlik Normal midir?

Terapi denildiğinde çoğu kişinin aklına konuşmak gelir.

Uzun uzun anlatılan hikâyeler, sorular, cevaplar, duygular…

Bu yüzden ilk kez terapiye gelen biri, birkaç dakikalık sessizlik yaşandığında şaşırabilir.

“Bir şey söylemem gerekiyor galiba.”

“Acaba terapist benim konuşmamı mı bekliyor?”

“Sessiz kaldığım için yanlış mı yapıyorum?”

Bu düşünceler oldukça anlaşılırdır. Gündelik hayatta sessizlik çoğu zaman doldurulması gereken bir boşluk gibi yaşanır. Bir masada sohbet durduğunda hemen yeni bir konu açmaya çalışırız. Asansörde bile sessizlik bazen rahatsız edici gelebilir.

Terapi odasında ise sessizlik, her zaman aceleyle ortadan kaldırılması gereken bir durum olarak görülmeyebilir.

Sessizlik Her Zaman Aynı Anlama Gelmez

Sessizliğin tek bir anlamı olduğunu söylemek mümkün değildir.

Bazen kişi nereden başlayacağını bilemiyordur.

Bazen anlatmak istediği şeyin kelimelerini henüz bulamamıştır.

Bazen de ilk kez yüksek sesle dile getireceği bir duygunun eşiğindedir.

Sessizlik bazen düşünmeye ayrılmış kısa bir andır.

Bazen de uzun zamandır taşınan bir yükün söze dönüşmeye çalıştığı bir bekleyiştir.

Bu nedenle terapide yaşanan her sessizliği aynı şekilde yorumlamak doğru olmaz.

Konuşamamak da Anlatmanın Bir Parçası Olabilir

İnsan her zaman hissettiğini anlatabilecek kelimeleri bulamayabilir.

Bazı yaşantılar önce bedende hissedilir, sonra duyguya dönüşür, en son da sözcüklerle ifade edilebilir.

Bunun herkes için aynı şekilde yaşandığını söylemek mümkün değildir. Yine de bazı duyguların dile gelmesinin zaman alabildiği düşünülebilir.

Terapi bazen tam da bu zamana alan açar.

Sessizlik, konuşmanın karşıtı olmak zorunda değildir.

Bazen konuşmanın henüz başlamamış hâlidir.

Terapist Sessiz Kalınca Ne Olur?

İlk seanslardan sonra bazı kişiler şu soruyu sorabilir:

“Neden bir şey söylemedi?”

Bu da anlaşılır bir meraktır.

Her terapistin çalışma biçimi farklıdır. Bazıları daha sık konuşur, bazıları daha uzun süre dinlemeyi tercih eder.

Psikodinamik yaklaşımda ise terapistin hemen araya girmemesi, çoğu zaman ilgisizlik anlamına gelmez.

Bazen kişinin düşüncesinin nereye gideceğini görmek için beklemek gerekir.

Bazen de söylenecek ilk cümlenin, sessizliğin ardından kendiliğinden ortaya çıkmasına izin vermek daha anlamlı olabilir.

Çünkü aceleyle doldurulan her boşluk, belki de ortaya çıkabilecek başka bir düşüncenin önünü kapatabilir.

Sessizlik Rahatsız Hissettirebilir

Sessizlik herkes için kolay bir deneyim değildir.

Bazı insanlar sessiz kaldıklarında yalnız hissedebilir.

Bazıları yanlış bir şey yaptığını düşünebilir.

Bazıları ise karşısındaki kişinin kendisini yargıladığını hissedebilir.

İşte tam da bu nedenle sessizlik, bazen terapi içinde konuşulabilecek bir deneyime dönüşebilir.

“Şu an sessiz kalmak sana nasıl geliyor?”

Bu soru bazen sessizliğin kendisinden daha önemli olabilir.

Çünkü verilen cevap, kişinin yalnızca terapi odasında değil, diğer ilişkilerinde de nasıl deneyimler yaşadığına dair küçük ipuçları taşıyabilir.

Konuşmamak Terapiyi Bozar mı?

Hayır.

En azından sessizlik tek başına terapinin ilerlemediği anlamına gelmez.

Bazı seanslar kelimelerle akar.

Bazıları ise daha yavaş ilerler.

İnsan ruhunun da kendine özgü bir ritmi vardır.

Bazen uzun zamandır anlatılamayan bir konu, haftalarca etrafında dolaşıldıktan sonra tek bir cümleyle dile gelebilir.

O cümleye giden yolun içinde sessizlikler de vardır.

Sessizlikten Korkmak Doğal Olabilir

Terapiye gelen birçok kişi, sessiz kalmaktan çekindiğini dile getirir.

İlginç olan ise bu duygunun yalnızca terapiye özgü olmamasıdır.

Bazılarımız günlük yaşamda da sessizlikleri hızla doldururuz.

Telefonumuza uzanırız.

Bir şeyler anlatırız.

Konu değiştiririz.

Belki de sessizlik bize yalnızca sessizliği değil, kendimizle baş başa kalmayı da hatırlatıyordur.

Bunun herkes için geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir. Ama bazen terapi, bu ihtimali de birlikte düşünebileceğimiz bir alan sunar.

Sık Sorulan Sorular

Terapide sessiz kalmak normal midir?

Evet. Birçok kişi terapi sürecinin farklı dönemlerinde sessiz kalabilir. Bu durum tek başına terapinin iyi ya da kötü gittiğini göstermez.

Terapist neden hemen konuşmaz?

Her terapistin çalışma biçimi farklıdır. Psikodinamik yaklaşımda bazen kişinin düşüncelerinin kendi ritminde gelişebilmesi için sessizliğe alan tanınabilir.

Sessiz kaldığım için terapist benim hakkımda olumsuz düşünür mü?

Bunu söylemek mümkün değildir. Sessizlik, terapistler için yabancı bir durum değildir ve çoğu zaman yargılanacak bir davranış olarak görülmez.

Sessizlik konuşmaktan daha önemli olabilir mi?

Bazen evet. Bazı sessizlikler kişinin yaşadığı deneyimi anlamak açısından konuşulan kelimeler kadar anlam taşıyabilir.

Yazıyı Bitirirken

Terapi, yalnızca konuşulanlardan oluşan bir süreç değildir.

Bazen kelimeler gelir.

Bazen gelmez.

Bazen insan ne söyleyeceğini bilir ama söyleyemez.

Bazen de hiç beklemediği bir anda, daha önce hiç kurmadığı bir cümle dökülüverir.

Belki de sessizlik, boş bir alan değil; henüz söze dönüşmemiş olanın beklediği bir yerdir.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Klinik Psikolog Alara Özberk



 
 
 

Yorumlar


bottom of page