Terapiye Neden Her Hafta Gidilir?
Terapiye başlamayı düşünen ya da yeni başlayan birçok kişinin aklında benzer bir soru belirir: “Neden her hafta görüşmemiz gerekiyor?”
İlk bakışta bu sıklık fazla gibi gelebilir. Haftalık yaşam temposu içinde düzenli olarak bir saat ayırmak kolay olmayabilir. Bazı kişiler ise tam tersini merak eder; daha sık görüşmenin daha faydalı olup olmayacağını düşünür.
Aslında bu sorunun tek ve herkes için geçerli bir yanıtı yoktur. Her terapi süreci aynı şekilde ilerlemez. Bazı dönemlerde seans sıklığı değişebilir, bazı kişiler için farklı planlamalar uygun olabilir. Yine de birçok psikoterapi yaklaşımında haftada bir görüşmenin tercih edilmesi tesadüf değildir. Bunun yalnızca program yapmakla ilgili pratik bir nedeni olduğunu söylemek de eksik kalır.
Çünkü terapi, yalnızca konuşulanlardan oluşan bir süreç değildir. Zamanla kurulan ilişkinin, bekleyebilmenin, yeniden karşılaşmanın ve sürekliliğin de bu sürecin içinde bir yeri olabilir.
Değişim Her Zaman Bir Anda Gerçekleşmez
Günlük yaşamda bazen bir konuşmanın ardından kendimizi daha iyi hissedebiliriz. Yakın bir arkadaşımızla dertleşmek rahatlatıcı olabilir. Bir yakınımızın bizi anlaması yükümüzü hafifletebilir.
Terapi ise çoğu zaman bundan biraz farklı ilerler.
Bazı fark edişler seans sırasında ortaya çıkar. Bazıları ise kişi eve döndükten birkaç gün sonra zihninde belirir. Bazen terapide konuşulan bir cümle, o an çok önemli görünmez; fakat hafta içinde yaşanan bir olayla birlikte yeniden anlam kazanabilir.
Bu nedenle terapiyi yalnızca seans odasında geçen elli dakika olarak düşünmek eksik kalabilir. Aslında iki görüşme arasındaki zaman da sürecin sessizce devam ettiği bir alan olabilir.
Haftalık Görüşmeler Neden Önemsenebilir?
Psikodinamik yaklaşım, insanın yalnızca yaşadığı olaylardan değil, kurduğu ilişkilerden de etkilendiğini düşünür. Bu nedenle terapi sürecinde terapistle kurulan ilişkinin de zaman içinde gelişmesine önem verilir.
Bir ilişkinin oluşması çoğu zaman düzenli karşılaşmalarla mümkündür.
Çok sevdiğimiz bir arkadaşımızı yalnızca yılda birkaç kez görsek, aramızdaki bağ aynı şekilde gelişir miydi? Bunu kesin olarak söylemek zor. Ama birçok ilişki, tekrar eden karşılaşmalar sayesinde derinleşir.
Terapi ilişkisini birebir arkadaşlıkla karşılaştırmak doğru olmaz. Yine de düzenli olarak aynı gün, aynı saatte buluşmanın, zaman içinde güven duygusunu besleyebildiği düşünülebilir.
Bu güven, yalnızca konuşmayı kolaylaştırmaz. Bazı duyguların ilk kez ifade edilebilmesi için de bir zemin oluşturabilir.
İki Seans Arasında Neler Olur?
Bazen en önemli gelişmeler terapi odasının dışında yaşanır.
Bir danışan, seansta konuştuğu bir konuyu hafta içinde bambaşka bir gözle görmeye başlayabilir. Daha önce dikkatini çekmeyen bir davranışını fark edebilir. Bir tartışmanın ardından, “Bunu terapide konuşmuştuk.” diye düşünebilir.
Kimi zaman da tam tersi olur.
Kişi seans boyunca söylemek istediği bir şeyi dile getiremez. Eve döndüğünde ise aklına gelir.
Bu da sürecin doğal bir parçası olabilir.
Çünkü terapi yalnızca konuşmaktan ibaret değildir; düşünmeye, hissetmeye ve bazen de beklemeye alan açar.
Peki Ya Daha Seyrek Görüşülse?
Bu soru da sıkça gündeme gelir.
Bazı kişiler için iki haftada bir ya da ayda bir görüşmek uygun olabilir. Özellikle terapi belirli bir noktaya geldikten sonra seans aralıklarının birlikte yeniden değerlendirilmesi mümkündür.
Ancak terapiye yeni başlanan dönemlerde uzun aralar vermek, bazen kurulan ritmi zorlaştırabilir.
Bir kitabı her akşam birkaç sayfa okumak ile ayda bir oturup yüz sayfa okumak aynı deneyim değildir.
İnsan ruhsallığı da çoğu zaman böyle işler.
Bazı şeylerin yavaş yavaş, tekrar eden karşılaşmalar içinde anlam kazandığı söylenebilir.
Haftada Bir Görüşmek Bir Kural mıdır?
Hayır.
Psikoterapide herkes için geçerli değişmez kurallar olduğunu söylemek doğru olmaz.
Bazı dönemlerde haftada iki veya üç seans önerilebilir.
Bazı dönemlerde iki haftada bire geçilebilir. Bu süreç, terapi yaklaşımlarına göre de değişebilir.
Bazen de terapi sonlanmaya yaklaşırken görüşmeler seyrekleşebilir.
Önemli olan, seans sıklığının yalnızca takvime göre değil; kişinin ihtiyaçları, terapi hedefleri ve sürecin gidişatı birlikte değerlendirilerek belirlenmesidir.
Sonuç
“Terapiye neden her hafta gidilir?” sorusunun tek bir cevabı yoktur.
Yine de haftalık görüşmelerin yalnızca bir alışkanlık ya da pratik bir düzenleme olmadığını söylemek mümkündür. Düzenli karşılaşmalar, terapötik ilişkinin gelişmesine, konuşulanların gündelik yaşam içinde yer bulmasına ve zamanla yeni fark edişlerin ortaya çıkmasına katkı sağlayabilir.
Belki de önemli olan, haftada bir görüşmenin kendisi değildir.
Önemli olan, o düzenli karşılaşmaların zaman içinde kişi için nasıl bir anlam kazandığıdır.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,
Klinik Psikolog Alara Özberk





Yorumlar